Yalnızlıkta Geçici

Yalnızlık da Geçici…

Hayat, avuçlarımızın arasından öylece akıp gidiyor. Sıkıca tuttuğumuzu sandığımız her an, her hatıra, parmaklarımızın arasından süzülen birer kum tanesi sanki. Durup kendime soruyorum: “Ne kalıyor ki geriye?”

Gerçekler bile zamanın o acımasız rüzgarıyla savrulup soluyor. Bugün sarsılmaz sandığımız doğrular, yarın hafızamızın tozlu raflarında silik birer gölgeye dönüşüyor. Eğer gerçekler bile bu kadar kolay unutulabiliyorsa, geriye sadece bu ıssız yalnızlık mı kalacak benimle?

Kendi varlığımın bile bu dünyada bir nefeslik misafir olduğunu bilirken; bunca yük, bunca sızı, bunca kaygı mı kalacak benden geriye? Ben bile geçiciyken, neden bu ağır yükleri taşımaya devam ediyorum?

O unutulmaz kurtuluş cümlesi:” Belki de asıl özgürlük, avuçlarımızı sımsıkı kapatmakta değil; hayatın parmaklarımızın arasından akıp gitmesine izin verecek kadar ellerimizi açabilmektedir. “

Çünkü anlıyorum ki; her şeyin bir mevsimi var. Korktuğumuz o sessizlik, aslında kendi sesimizi duyabilmemiz için verilen bir aradan ibaret. Tutunmayı bıraktığında, düşmekten de korkmuyor insan.

Yalnızlık da geçici, sensizlik de…

Hayat telaşı diner, sesler çekilir, yükler hafifler ve geriye sadece o saf hakikat kalır: Bir tek sen kalıcısın benimle. Zamanın dokunamadığı, her şeyin bittiği yerde başlayan o sonsuz huzurla…


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir