ZARARIN KÂRI: HAYATTA KALMA SANATI

Eskiden “kardan zararları” konuşurduk; hedeflenen o büyük kazançlara ulaşılamayınca tutulan hayali yasları tartışırdık. Masraflar, maliyetler veya öngörülemeyen nedenler, beklenen o parıltılı kârları törpülediğinde bir kayıp hikâyesi yazılırdı. Oysa o günler, bolluğun içinde eksilmenin lüksüydü.

Bugün ise zemin değişti. Rekabetin sertliği, işlerin durağanlaşması ve finansal darboğazların kuşatması altında, artık satış yaparken “ne kadar kazandığımızı” değil, “ne kadar zarar ettiğimizi” hesaplar hale geldik. Artık mesele zirveye tırmanmak değil, uçurumun kenarında tutunabilmektir.

Zarar kaçınılmaz olduğunda, asıl ustalık o zararı nasıl azaltabileceğini bilmektir. İşte modern çağın o acımasız denklemi burada kurulur: Zarardan nasıl kâr ederiz? Bu bir vazgeçiş değil, bir mukavemettir. En büyük yıkımların eşiğinde, en az hasarla ayağa kalkabilmek; bugünün dünyasında en büyük kazançtır.


“ZARARIN KÂRI: HAYATTA KALMA SANATI” için bir yanıt

  1. Halil ibrahim Pişkin avatarı
    Halil ibrahim Pişkin

    Tebrik ederim Fatih bey mükemmel bir analiz ve yorumlama

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir