İnsanın ve işletmenin hakikati, üç farklı aynada saklıdır. Bu aynaların her biri, bize gerçeğin başka bir yüzünü fısıldar.
Birinci ayna; Gelir Tablosu’dur. Sana ne kazandığını söyler. O anki parıltıyı, başarının o gürültülü rakamlarını gösterir. Ama aldanma; kâr etmek, her zaman “olmak” demek değildir. Çoğu zaman Gelir Tablosu, sadece verdiğin emeğin o anki yankısıdır.
İkinci ayna; Bilanço’dur. Bu ayna, neye sahip olduğunu, özünde ne biriktirdiğini gösterir. Eğer maliyetlerin giderlerin altında ezilmemişse, ortada hâlâ bir “iz” (varlık) vardır. Ama unutma; bir dağa sahip olmak, o dağın tepesinde susuzluktan ölmeyeceğin anlamına gelmez.
Üçüncü ve en hayati ayna ise; Nakit Akışı’dır. İşte burası, gerçeğin en çıplak halidir. Gelir Tablosu gururunu okşar, Bilanço güven verir; ama Nakit Akışı senin hayatta kalıp kalmayacağını belirler. Nakit akışı, sistemin damarlarındaki kandır; hayallerinin nefes alıp vermesidir.
Bugünün o daralan, maliyetlerin rüzgârıyla savrulan dünyasında; çok kâr edebilir (Gelir Tablosu), çok şeye sahip olabilirsin (Bilanço)… Ama eğer nefesin (Nakit Akışı) kesilmişse, o büyük varlığın içinde sessizce boğulursun. Stagflasyonun o “hareketsiz fırtınasında” asıl ustalık; kâr peşinde koşmak değil, o hayat damarını, yani “nefesi” açık tutabilmektir.

Bir yanıt yazın